Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Herald Turk

Saturday
Nov 22nd
Ana Sayfa arrow Haber Merkezi arrow Tüm Haberler arrow Haber Katagori arrow PolitiKAFE arrow Siyasette üslup sertleşti, Baykal'dan Erdoğan'a, 'Ardamarı çatlamış'
Siyasette üslup sertleşti, Baykal'dan Erdoğan'a, 'Ardamarı çatlamış' Yazdır E-posta
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendisine ve CHP’ye yönelik sert eleştirilerine aynı sertlikle yanıt verdi. Erdoğan’ın, işler kötüye gittiğinde asabileştiğini ifade eden Baykal, “Sayın Başbakan gerçekten artık fütursuzluğu, pişkinliği ve patavatsızlığı ölçü tanımaz hale getirmiştir. Pişkindir, fütursuzdur ve patavatsızdır” dedi.

Baykal, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu ve Başbakan Erdoğan’ın eleştirilerine yanıt verdi. Erdoğan’ın, “Bu CHP’nin taş taş üstüne koyduğu yoktur” sözlerine tepki gösteren Baykal, “O sattığın Telekom’un altındaki PTT var ya, işte o CHP’nin kurduğu bir tesis. Sen CHP’nin kurduğu tesisleri, işletmeleri satacaksın, ondan sonra çıkıp tam bir kadir bilmezlik içinde, daha ileri bir şey söylemek istemiyorum. Tam bir, haksızlık içinde, çıkıp diyeceksin ki, ‘bunlar taş taş üstüne koymadı’ Gözüne dizine... o üç milyar dolar” diye konuştu.

HERKES HESABINI VERİR

Baykal, Sabah- Atv ihalesine ilişkin iddiaları da dile getirdi. İhaleyi alan grup için iki kamu bankasının kaynak yaratmaya zorlandığını ifade eden Baykal, Başbakan Erdoğan’ın Katar gezisini de eleştirdi. Baykal, “Kamu bankalarına , 'benim damadımın da çalıştığı o şirkete krediverin' deniyor. Şimdi gücümüz yetiyor, sözümüz yetiyor. Bir dediğimizi ikilettirmiyoruz, O nedenle çeşme akarken hadi gel kovamızı dolduralım anlayışı ile kimsenin bir yere varması mümkün değildir. El elden üstündür, merak etme günün birinde hak yerini bulur, adalet yerini bulur. Hukuk işler ve herkes hesabını verir” diye konuştu.

BAŞBAKANIN ASABI BOZUKSA...

Baykal, şunları söyledi:

“Türkiye’de işler iyi gitmiyor. Ekonomide iyi gitmiyor, siyasette iyi gitmiyor. Bunlar bizim iddialarımız. Biz söylüyoruz. İşler iyi gitmediğine dayanak diye bazı şeyleri söylüyoruz. Devletin istatistik kurumunun verilerini gösteriyoruz. Ekonomik gerçekleri söylüyoruz. Bence siz Türkiye’de işlerin iyi gidip gitmediğini görmek istiyorsanız. Ne devlet istatistik kurumunun rakamlarına bakın, ne bizim söylediklerimize bakın. Ne de çarşıya pazara çıkıp vatandaşların ne konuştuğuna bakın. Onların hiçbirisine bakmayın. Neye bakın. Başbakanın asabı bozuk mu değil mi ona bakın.

Başbakanın asabı bozuksa. Başbakan söylediği sözün nereye gittiğini hesabını yapamıyorsa, ne söylediğinin farkında değilse, ‘bunlara ayırdığım zamana yazık’ deyip, konuşmasının yarısını bize ayırmaya devam ediyorsa, durduk yerde ‘bunların taş taş üstünde bir eseri yoktur’ diyorsa. Her şeyi bize bağlayarak açıklamaya çalışıyor konuşmalarında hiç yakışmayan kelimeleri kavramları değerlendiriyorsa bilin ki, Başbakanın asabı bozuktur. Başbakanın asabı bozuksa işler kötü gidiyordur.”

BAŞBAKAN SAĞDUYUSUNU KAYBETTİ

Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın, sağduyusunu yitirdiğini öne sürdü. Geçen hafta AKP’li milletvekillerinin Tunceli Bağımsız Milletvekiline yönelik saldırı girişimini hatırlatan Baykal, “Milletin gözü önünde, burada bir milletvekiline saldırdı onlarca AKP milletvekili, şiddet uyguladı. Başbakan, ‘hayır onlar şiddet uygulamadı, öteki uyguladı’ diyor. Akıl, mantık, sağduyu, gerçeklerle bağı kopmuş Başbakanın. Uçuyor Başbakan. Milletin gördüğünü tam tersine çeviriyor ve söylüyor” dedi.

MAHMEKEME BASKI ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR

Anayasa Mahkemesi’nin baskı altına almak için bütün AKP’lilerin seferber olduğunu öne süren Baykal, şunları söyledi:

“Her yerde kimi bulurlarsa konuşturuyorlar ve Anayasa Mahkemesini baskı altına almaya çalışıyorlar. Bunun en acı bir örneğini, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde yaşadık. Arkadaşlarımız tanık. Başkanla bizzat konuştular. Sadece bir tane değil, dört kişi konuştular. Başkan açıkça söyledi. ‘sizin milletvekiliniz benden bunu istedi’. Başbakan, diyor ki, ‘ispat et’… Yani.. Başbakan artık maalesef gerçeklerle bağını kopardı. Gerçekten kaygı verici, sağlıklı olmayan bir tablo sergiliyor.

30 YILDIR AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUM

Bize yerli yersiz saldırılar yapıyor. ‘Sayın Baykal, sabah başka, akşam başka konuşuyor’ diyor. Bir tane örnek göster. Gün oluyor beni, ‘Bu 30 yıldır aynı şeyi söylemekle iftihar eder’ diyor. Evet, öyle. 30 yıldır aynı şeyi söylüyorum. Aynı değerleri savunuyorum, aynı ilkeleri savunuyorum. Bir gün onlara ters düşmedim. 30 yıl boyunca Türkiye’de hukukun üstünlüğünü, ulusal bütünlüğü, demokratik anlayışı, anayasa saygısını, laikliğin değerinin önemli olduğunu bir gün bile ters bir açıklama yapmadan sürdürdüm. Kendisi çıkmış, bazen laiklik der, bazen kalkar millet isterse laiklik mi olurmuş der. Ofer’le konuştun mu derler, sabah konuşmadım der, öğleden sonra konuştum der. Bu çelişkilerin Türkiye’deki en mümtaz örneği kendisi, çelişki bulmakta da hiçbir zaman başarılı olamadığı siyasetçi olarak da karşısında biz duruyoruz. Söylediğimiz bütün sözler ortada. Çıkıyor diyor ki, Baykal sabah böyle söylüyor, akşam böyle söylüyor.”

ARDAMARI ÇATLAMIŞ

CHP Lideri Baykal, Başbakan Erdoğan’ın, “fütursuzluğu, pişkinliği ve patavatsızlığı” ölçü tanımaz hale getirdiğini ileri sürdü. Baykal, “Pişkindir, fütursuzdur ve patavatsızdır” dedi. Başbakan Erdoğan’ın, CHP’yi eleştirirken, bazen “yüz kızarmaktan” bahsettiğini hatırlatırken, şöyle devam etti:
“İnsanın bunu söylemesi için gerçekten ar damarının çatlamış olması lazım. Evrakta sahtekarlıktan suçlanan, kalpazanlıktan suçlanan, dokunulmazlık zırhının arkasına saklanan bir siyasetçi. Dokunulmazlığı kaldıracağım diye söz verdiği halde, 5 yıl geçmesine rağmen hala bu sözü yerine getirmeyen bir siyasetçi, özü sözü bir, ahlaklı, dürüst, namuslu CHP’lilerin yüzünün kızarmasından bahsediyor. Utan, utan”

HAKETTİĞİ SONUCU YAŞAYACAK

Baykal, özetle şunları söyledi:

“Bu dönemi böyle yaşayacağız. Ama bu böyle gitmeyecek. Gitmez, gidemez. Gidemeyeceğini o da görmeye başladı. O da bunun böyle gidemeyeceğinin farkına vardı. Sıkıntı da zaten oralardan kaynaklanıyor. Türkiye’de ekonomi, siyaset iyi gitmiyor. Hukukla karşı karşıyasın. Dışardan şefaat dilenirsin. Kendi yargı organına yabancı ülkelerden baskı yapılmasını sağlar düzeye inmişsin, bütün bunların çaresi olarak da CHP’ye saldırmayı yöntem diye bilmişsin. Sen bırak CHP’yi. Sen işine bak. Sen git tarlaya bak. Sen git mutfağa bak, sen git çarşıya bak, pazara bak. Sen git fiyatlara bak, ekonomiye bak, işsizliğe bak. Türkiye’deki yoksulluğa bak. Gece yatağına aç giren 18 milyon insana bak sen.
Başbakan, bu işlerden sıkıntıya girdikçe saldırganlığını artırarak, ayakta kalmaya çalışıyor. Bu ona hiçbir zaman bir yarar getirmez. Getirmeyecektir. Bunu yaşayarak o da görecektir. Bize düşen sabırdır, gerçekleri anlatmaktır. Yolumuzu şaşırmamaktır. Doğru bildiğimiz yolda kararlılıkla yürümeye devam etmektir.
Bu günler geçecek, bu dönem bitecek Tayyip Erdoğan da hak ettiği sonucu hep beraber göreceğiz, yaşayacaktır.”

ANKA