Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Herald Turk

Thursday
Nov 20th
Ana Sayfa arrow Haber Merkezi arrow Tüm Haberler arrow Haber Katagori arrow Haberler arrow İran'ın geçmişten gelen ruhu; Persler
İran'ın geçmişten gelen ruhu; Persler Yazdır E-posta

Güney İran’daki antik Pers İmparatorluğu başkenti Persepolis örenyerinin en çarpıcı yanı, taş duvarlarında günümüze kadar gelen betimlemelerde şiddet içeren figürlerden eser olmaması. Büyük İskender’in fethinden sonra yakılıp yıkılan kentten geriye kalan kabartmalarda askerler var, ama savaşmıyorlar; silahlar var ama çekilmemiş.

Gördükleriniz, aksine, burada çok da insancıl bir şeylerin gerçekleştiğini akla getiren figürler –farklı uluslardan insanlar, ellerinde hediyelerle, kollarını dostça birbirlerinin omzuna atarak barış içinde bir araya toplanmışlar.

Anlaşılan o ki Persepolis, barbarlıklarla ünlü bir dönemde görece kozmopolit bir yer. Ve günümüzde pek çok İranlı açısından da bu kentin harabeleri, onlara, ataları Persler’in kimler oldukları ve neler yaptıklarını hatırlatan, nefes kesici bir yer anlamını taşıyor.

Ülkenin yaklaşık 2500 yıla yayılan yazılı tarihinin ulaştığı son nokta olan İran İslam Cumhuriyeti –Batı’nın desteklediği Şah’ın ülkeden sürdüğü muhafazakâr din adamlarının telkinlerinin de etkisiyle– 1979’da gerçekleşen devrimin ardından kuruldu.

İran İslam Cumhuriyeti, dünyanın tartışmalı da olsa ilk çağdaş anayasal teokrasisi ve aynı zamanda büyük bir deney: Bir ülkenin, böylesine zengin bir Pers tarihiyle yoğrulmuş bir halka radikal bir İslam’ı dayatmaya çalışan din adamları tarafından etkin bir şekilde yönetilmesi mümkün mü?

Persler fetihçi bir imparatorluk olmalarının yanı sıra, bazı açılardan, eski dünyanın en şanlı ve yardımsever uygarlıklarından biri olarak da ünlenmişti.

Geçtiğimiz yıl oraya yaptığım iki ziyaret sırasında ülkeleri uluslararası toplum tarafından dışlanmakta ve liderleri, Washington ile giderek kızışan sözlü savaşta nükleer bomba yapmaya çalışan potansiyel terörist olarak damgalanmakta olan İranlıların, kendilerini o taş kabartmalı sahnelerde betimlenen tarihleri ile ne ölçüde özdeşleştirebildiklerini merak ediyordum.

Ve sonuçta İranlılar açısından “Persli” olmanın ne anlama geldiğini araştırmaya başladım.Aslında İranlı kimliğini tek bir unsurla tanımlayamazsınız; geniş bir çerçeveden bakıldığında bu kimlik biraz Pers, biraz Müslüman, biraz Batılıdır...

Ancak ortada İslam ile hiç ilgisi olmadığı halde İslam kültürü ile harmanlanmış bir Pers kimliği var (Persepolis’in çevresine yerleştirilmiş hoparlörlerden yükselen ezan sesi, ziyaretçilere yalnız Pers krallığında değil, aynı zamanda bir İslam cumhuriyetinde olduklarını da kanıtlıyor).

Ve bizim öykümüz, kendini bir parça da olsa hâlâ Pers kökenleri ile özdeşleştiren İranlıların öyküsü… Yaşamayı seven Pers doğasının kırıntıları (şarap, aşk, şiir, şarkı) çoğu kez İslam ile bağdaştırılan riyazet, ibadet ve tevekkül dokusunun içine işlenmiş olabilir mi?

Kaynak: Netional G   

Yazı: Marguerite del Giudice

Fotoğraf: Nevşa Tavakolian

Bir önceki yazı dizisi
 
< Önceki   Sonraki >