Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Herald Turk

Thursday
Nov 20th
Ana Sayfa arrow Haber Merkezi arrow Tüm Haberler arrow Haber Katagori arrow Sinema - Müzik arrow Jacqueline Bisset, Antalya Film Festivali'nde
Jacqueline Bisset, Antalya Film Festivali'nde Yazdır E-posta
Ünlü sanatçı Jacqueline Bisset, "Oyunculuk, kalbinizi çıkarmak, derinizi soymak gibidir. Oynarken, içinizi sergiliyorsunuz" dedi. 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali için Antalya'ya gelen 64 yaşındaki ünlü aktris Bisset, festival çerçevesinde düzenlenen basın toplantısına katıldı.

Image

Sinemaya ilgisinin çocuk yaşta başladığını ve sık sık okuldan kaçarak sinemaya gittiğini anlatan Bisset, "Küçükken sinemaya gitmeme izin verilmiyordu ve bunun gizemi benim için çok ilgi çekiciydi" diye konuştu.
Çocukken güçlü kadın karakterleri oynamayı hayal ettiğini, ancak utandığı için bu hayalini kimseye açıklayamadığını ifade eden Bisset, şunları kaydetti:

"O yıllarda gazetelerde haberler okuyorduk. Modeller, sinema oyuncuları fahişe gibi görülüyordu. Oyunculuk mesleğinin ne kadar önemli olduğunu anlamam zaman aldı. Bu işte çalışanların imajından dolayı aileme bu hayallerimi açamadım. Babam çok ünlü bir doktordu. Onu utandırmak istememiştim. Çok çekingendim. Hayatımda iki dönüm noktası oldu. Bir öğretmenim bana bir gün, (Sen çok iyi bir oyuncu olabilirsin) dedi. Okulu bitirdikten sonra da Roman Polanski ile tanıştım. Çok dışa dönük olduğumu belirterek iyi bir oyuncu olabileceğimi söyledi. Hayatımdaki sırları adım adım içimden çıkardım. Oyunculuk, kalbinizi çıkarmak, derinizi soymak gibidir. Oynarken içinizi sergiliyorsunuz. Birçok oyuncu gibi ben de sinemaya ilk başladığımda çok çekingendim. Ergenlik dönemimde hep aynalara bakardım, (Erkekler için çekici miyim?) diye düşünürdüm. Annem (Yeter artık bakma) derdi. Ben daha çok insanlar hakkında düşünce üretmek için eğitildim. Babam kendi hakkımda düşünmektense başkalarıyla ilgili düşünmemi telkin ederdi. İnsanlara bakmayı babam sayesinde öğrendim."

Jacqueline Bisset, basın toplantısında, 40 yılı aşkın sinema kariyerinde birlikte oynadığı ve bugün hayatta olmayan aktörleri de anlattı. Bisset, sinema kariyeri boyuncu beraber oynadığı aktörler içinde Frank Sinatra'yı "efsane" diye nitelendirdi.

Sinatra'nın babasının da en sevdiği sanatçı olduğunu belirten Bisset, Sinatra'yı şöyle anlattı:
"Onunla karşılaştığım için çok mutluydum. Çalıştıklarım içinde en büyük efsane Frank Sinatra'ydı. Onda çok farklı şeyler vardı. İnsanlar Ondan korkardı. Sette hep hazır olmamız gerekirdi. Tek çekim yapılırdı ve hataya yer yoktu. O zaman çok gençtim. Bana, (Bu sahne mükemmel olmalı, Onun zamanını harcayamayız) dediler. Çok garip bir tecrübeydi. İnsanlar çekimler sırasında hakkımızda dedikodular uydurdular. Aşk hikayemiz olmuş gibi... İkimiz de çok üzüldük. Bu nedenle eşiyle problemleri oldu. Ama O hep beni korudu. Beni koruduğu için çok memnundum. Hollywood'da çok yalnızdım ve çok gençtim. Hollywood bazen korkutucu olabiliyor çünkü."

Bisset, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Paul Newman ile de iki kez aynı filmde rol aldığını vurguladı. Newman'ı "tehlikeli" diye bildiğini, ancak nazik ve yakışıklı bir aktör olduğunu belirten Bisset, ünlü aktör ile çalışmanın kolay olduğunu ifade etti.

Bisset, "Yüzü gülerdi, ama gözleri gülmezdi. İçimden (tehlikeli) diye düşünürdüm. Bu ön yargımı aşmam için yönetmenimiz akşamları birlikte prova yapabileceğimizi söyledi. Bu provalar sırasında çok içtendi" dedi.
Jacqueline Bisset, rol arkadaşı Anthony Queen'in çok sert bir kişi olduğunu ve kırılgan olmadığını anlattı. Bisset, "Onunla oynamak çok zevkliydi" diye konuştu.

Bisset, basın toplantısında kendisine eşlik eden Atilla Dorsay'ın; bir süre önce ayrıldığı Türk sevgilisi Emin Boztepe'yi hatırlatarak, bir Türk ile birlikte olmanın nasıl bir duygu olduğunu sorması üzerine, şöyle konuştu:

"Emin, Anthony Queen gibi karizmatik, yetenekli, kariyerinde başarılı bir erkekti. Bir ilişkide insanın uyruğunu düşünmek önemli değil. Onu Türk erkeği olarak değil, erkek olarak görüyordum. Onunla birkaç kez Türkiye'ye geldim. Ailesinin bana yaklaşımı ve Türk yemekleri çok güzeldi. Aslında burada gördüğüm yaşantının Avrupa'dan bir farkı yoktu. İstanbul ziyaretlerimden çok keyif aldım. İstanbul, çok güzel, romantik bir şehir ve Türk müziğini çok beğeniyorum. Bende dans etme hissi uyandırıyor. Türk sanatçılardan Ajda'yı dinliyorum. İnsanlar çok sıcak ve iyi. Duygularınızı, birbirinizle bağlantılarınızı çok beğendim. Eğlence anlayışınızı çok sevdim."

Eski sevgilisi Emin Boztepe sayesinde Türkiye'deki gençleri ve çocukları da yakından tanıma imkanı bulduğunu ifade eden Bisset, Türk gençlerinin Los Angeles'takilere kıyasla daha iyi terbiye almış, eğitilmiş olduğunu gördüğünü dile getirdi. Bisset, Türkiye'deki aile ilişkilerinin çok güçlü olduğuna dikkati çekti.
Jacqueline Bisset, Hollywood'un ünlü yüzü Angelina Jolie'nin vaftiz annesi olduğu yolundaki haberlerin de yanlış olduğunu söyledi. Bisset, 1974 yılında Angelina Jolie'nin babası Jon Voight ile film çektiğini anlattı. Bisset, bu film çekilirken Angelina Jolie'nin annesinin ünlü sanatçıya hamile olduğunu dile getirdi.
Jolie'yi çok iyi tanımadığını ifade eden Bisset, "Çok cesur olduğunu, içinde yanan büyük bir ateş olduğunu, bunun da onu bir şeyler yapmaya ittiğini düşünüyorum. Hayatıyla ilgili medya saplantısı, oyunculuk kariyerine engel teşkil ediyor bence. Hayatı hep seyirciler karşısında geçiyor. Bence bu işini de etkileyebilir. Ancak çok güçlü bir insan" diye konuştu.

Bisset, basın toplantısında bir katılımcının, "Gözleriniz sizi çok akıllı gösteriyor" şeklindeki sözleri üzerine de "Ben gerçekten zekiyim" diyerek güldü. Katılımcının, "Biliyorum, bunu anlamak çok kolay sözleri üzerine de Bisset, "Gözlerim bazen çok fazla şey söyler ve düşüncelerimi kolay saklayamam. Bir şey saklamam gerekiyorsa makyaj yaparım" dedi.

YORK'A ONUR ÖDÜLÜ

45. Antalya Altın Portakal Film Festivali çerçevesinde düzenlenen 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin açılış galası verildi. Festivalin açılışı dolayısıyla Antalya Kültür Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Altın Portakal Film Festivali çerçevesinde başlatılan değişim sürecinde ulusal ve uluslararası iki yarışma ile bir film market düzenlendiğini söyledi.

Festivalin sinemaya sağladığı katkının her geçen yıl artarak sürdüğünü kaydeden Türel, etkinliğin geniş coğrafyadaki filmleri aynı çatı altında buluşturduğunu dile getirerek, "Bu buluşma her şeyin ötesinde sinema sanatına büyük katkı sağlıyor. Avrasya Film Festivali çerçevesinde yarışma filmleri yanı sıra farklı başlıklar altında önemli festivallerde ödül alan 80 filmi izleme şansı bulacağız" dedi.

Türel, Altın Portakal'ın sahip olduğu uluslararası kimliğiyle dünya film festivalleri içinde kendisine iyi bir yer edindiğini de kaydetti. Türkiye Sinema ve Audiovisuel Vakfı (TÜRSAK) Başkanı Engin Yiğitgil de festivalin dördüncü yılında zengin bir programla açıldığını söyledi. Yiğitgil, festivalde dünya sinemasının seçkin filmlerinin Türk seyircilerle buluşacağını belirtti.

Gecede, festivalin konuklarından "Austin Powers", "Superman" gibi filmlerde rol alan sinema oyuncusu Michael York'a "Onur Ödülü" verildi. Ödülünü Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'den alan York, sözlerine Türkçe, "Teşekkür ederim" diyerek başladı.

Eşiyle Antalya'ya geleli henüz 24 saat olmadan Türk insanının sıcak misafirperverliğiyle karşılaştığını belirten York, "Aktörler son derece şanslı insanlar. Dünyanın her yerinde film çekmekle kalmıyorlar, dünyanın her yerindeki festivallere de katılma şansı buluyorlar. Bu festivale geldiğim için de son derece mutluyum" dedi.
"Temel İçgüdü" ve "Robocop" gibi filmlerin ünlü yönetmeni Paul Verhoeven'e de "Onur Ödülü" verildi. Ödülünü Başkan Türel'den alan Verhoeven, ödül için "Gerçekten de büyükmüş" diyerek espride bulundu. Türkiye'ye üçüncü, Antalya'ya ise ikinci kez geldiğini anlatan Verhoeven, Türkiye ile ilgili bir film projesi üzerine çalıştığını belirtti.

Yönetmen Krzysztof Kieslowski'nin ünlü filmleri, "Üç Renk Mavi", "Üç Renk Beyaz" ve "Üç Renk Kırmızı"nın müziklerini de yapan kompozitör Zbigniew Preisner de "Onur ödülü" aldı. Preisner, "Annem bana, 'Ödül aldığın gün kariyerinin sona erdiği gündür' demişti. Öyle olmamasını diliyorum" ifadesini kullandı.
Sunuculuğunu Azra Akın'ın yaptığı gecede caz müzisyeni İlhan Erşahin ve orkestrası da mini bir konser verdi.

Açılış töreninin ardından Ferzan Özpetek'in Melania Gaia Mazzucco'nun romanından uyarlanan ve 4 kez David di Donatello ödülünü kazanan senarist Sandro Petraglia ile birlikte senaryolaştırdığı "Mükemmel Bir Gün" adlı film gösterildi.

Gösterim öncesinde sahneye gelerek izleyicileri selamlayan Özpetek, filmin Türkiye'de 31 Ekimde vizyona gireceğini söyledi. Filmin oyuncularından Isabella Ferrari, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek, Türkiye'ye ilk kez geldiğini, Ferzan Özpetek ile de ikinci kez çalıştığını söyledi. Ferrari, "Bu film beni çok etkiledi, umarım sizleri de etkileyecektir" diye konuştu.

Filmin yapımcısı Domenico Procacci ise Özpetek ile ikinci bir filmin hazırlığına başladıklarını ve bu filmin konusunun da Türkiye'de geçece ğini anlattı. 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin dünyaya açılan yüzü Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin 4. yılında, 2'si Türk, toplam 12 film yarışacak.

AA

 
< Önceki